Sanayi Devrimi ile Üretim ve Tüketim Toplumlarının oluşumu

Sanayi devrimi insanlık tarihinin sıçrama tahtalarından biri olarak görünse de insanlığın sonunun geldiğini gösteren en büyük etken olarak gözümüze çarpmaktadır. Bu makalede bu konuları ele alarak siz değerli okuyucularımızı bilgilendirmeye çalışacağız.

Son dönemlerde devletler arasında yaşanan ekonomik savaş, tüketim toplumlarını derinden etkiliyor gibi görünse de bazı devletlerin atılımları ile bu savaş silahlı çatışmalara döndürülmeye ve tüketimde çığır açan devletleri böl parçala yönet taktiği ile kucaklarına çekmeye çalışıyorlar.

1700’lü yıllarda başlayan sanayi devrimi ile atılım yapan Avrupalı devletler, ürettikleri silah ve askeri makinalarla kendilerine yeni sömürge toprakları ve üretim için hammadde kaynaklarına ihtiyaç duyuyorlardı. Yıllarca Afrika ve Hindistan kıyılarından gemilerle insan ve köle ticareti yaparak Avrupa ve Amerika kıtalarını kölemen insanlarla doldurdular.

1900’lü yılların başlarında Avrupa’nın önde gelen devletleri ayrışmaya ve sanayi atılımlarını kurdukları itilaf ve ittifak ile gerçekleştirme kararları almışlardı. Belli bir zaman sonra itilaf ve ittifak devletleri sömürge topraklarında girdikleri savaşı yaşadıkları topraklara taşıyarak dünya üzerinde yaşanacak en büyük savaşın ateşini yakacaklardı. Dünya üzerindeki en büyük savaş başlamıştı ve yine kazanan Avrupa devletleri olmuştu. Silah ve ağır makine sanayisi elinde olan Avrupa, küçük devletleri borçlandırma yoluna giderek silah satışı yapmıştı ve savaş sonrası devletlerin kasasını boşaltmıştı. 1. Dünya savaşının bitişi üzerinden 21 yıl süre geçmiş ve tekrar birçok devletin savaşıyla dünya kan gölüne dönmüş, Japonya’ya atılan nükleer bomba ile savaş son bulmuştu. 2. Dünya savaşının son bulmasıyla dünya üzerinde ticaret savaşları başlamış, üründen daha çok para satışı yapan büyük devletler türemiştir. Sattığı ürünlerin karşılığını küçük devletleri borçlandırarak ve bu devletlere borcunu ödemesi için para satarak yeni dünya düzenini kurmayı amaç edinmişlerdir.

1950’li yıllarda teknoloji gelişiminin artması ile dünya üzerindeki devlet ve toplumlar 2 kısıma ayrıldılar. Üretim toplumları ve tüketim toplumları. Üretim toplumları 1700’lü yıllarda başlayan sanayi devrimi ile dünya üzerinde hakimiyet kurmayı amaç edinmiş ve kendi ırkından olmayan toplumları köle olarak gören ve küçük devletleri ve toplumları ekonomik olarak kendine bağlayarak o toplumlara sadece tüketmeye dayalı sistemleri kurarak kendine bağlamayı amaç edinmiştir.

Teknolojik gelişimin 70 yıllık süresinde üretim konusunda belli devletler ön planda olurken, tüketim toplumları her zaman geri sıralarda ve üretim devletlerine bağlı yaşamak mecburiyetinde kalmıştır. Tüketim toplumlarını ayağa kaldırmak isteyen liderler çıksa dahi ekonomik yetersizlik sebebiyle ya darbeyle ya da halk ayaklanması ile bu liderler susturularak üretim devletlerinin istediği bir isim başa geçirilmiştir.

Avrupa’da büyük topraklara ve nüfus çoğunluğuna sahip olan bir ülke olan Yugoslavya, 1980’li yılların sonlarında çıkan iç karışıklıklar sebebiyle paramparça edilerek sınırları içinde günümüze kadar yaklaşık 8 yeni devlet kuruldu. Büyük üretim devletlerinin yaklaşık 150 yıldır dünya üzerinde diğer devletler üzerinde her zaman kullandığı politika parçalanma konusunda  tutsa da belli bir dönemden sonra ters tepki verebiliyor. 1990’lı yıllarda parçalanan Sovyet Rusya ve Yugoslavya devletleri sınırlarında kurulan yeni devletleri kendine bağımlı tutmayı başaramayan Yugoslavya, halkının tüketim toplumu olması sebebiyle iç savaşlarla boğuşmuş ve belirli bir süre sonra tamamen parçalanarak isim hakkını kaybetmiştir. Rusya ise Yugoslavya’nın düştüğü tuzağa düşmeyerek kendi halkını belirli sınırlar içinde tutarak bağımsızlık ilan eden devletlere haklarını vermiş ve daha sonraki yıllarda ekonomik gücünü kullanarak bağımsızlık ilan eden bazı devletleri kendine bağımlı hale getirmeyi başarmıştır.

Sanayi devriminden itibaren yaklaşık 250 yıllık sürede üretim devletleri kendilerini ekonomik yönden güçlü tutmaya çalışsalar da tüketim toplumlarında iç karışıklıklar olmadığı müddetçe bu devletlere söz geçiremediklerini son 30 yıllık süreçte çok sık bir şekilde görülmüştür. Özellikle ABD üretim konusunda yaklaşık 70 senedir Güney Kore ve Çin’i koloni olarak kullanmış ve ABD menşei birçok ürünü bu iki ülkede ürettirmiştir. Son yıllarda yükselen ekonomik güçleri sebebiyle söz geçiremediği bu iki ülkeye savaş açan ABD ekonomik olarak kendinin zora düştüğünü görse de Çin ve Güney Kore’yi fabrikalarının üretimini durdurmakla tehdit etmesine rağmen sözünü tutamamış Borsalarında yaşanan kayıplar sebebiyle dünyada büyük ekonomik buhrana sebep olmuştur.

ABD markası birçok ürünün üretim yeri olan Çin, yeni dönemde daha güçlü bir ekonomiye sahip olacak gibi görülüyor. Dünya üzerinde büyüklü küçüklü birçok devletin ürünlerinin üretim yeri olan Çin, zenginlerinin son dönemde aldığı otomobil ve teknoloji markalarıyla adından sıkça söz ettirmeye devam edecek gibi görülüyor. Teknoloji üretiminde dünyada ilk sırada yer alan Çin yıllarca yedek parça üretimi yaptığı akıllı telefon ve bilgisayar sektöründe son dönemde atılımlar yaparak Huawei ve Xiaomi gibi markalarıyla Dünya teknoloji piyasasında en üst sıralarda yer edinmeyi başardı. Marka değeri yükselen ve ekonomik olarak Dünya devletlerinin kendine bağımlı olduğu bir ülke haline gelen Çin, gelecek yüzyılın en büyük teknoloji tedarikçisi olmaya devam edecek gibi görülüyor.

Son dönemlerde yaşanan ekonomik buhran Dünya üzerinde birçok devleti etkisi altına alsa da bazı devletlerin Milli ve Yerli açılımlar göstermesi ve tüketimden daha çok üretime dayalı bir toplum oluşturma çabaları, geleceğin teknoloji ve sanayi sektörünün daha rekabetçi bir yapıya sahip olacağını gösteriyor. Yüz yıllar boyunca kapalı kutu halinde olan Çin, yeni sanayi devrimini Hindistan’da başlatmayı düşleyerek kendi üretim kapasitesinin bir kısmını bu devlet üzerinde yoğunlaştırmayı planlıyor. Teknoloji sektöründe marka haline gelen firmalarının alt marka fabrikalarını Hindistan’a kurduran ve yapılan üretimle birlikte Hindistan ekonomisini güçlendirmeyi hedefleyen Çin, kendisi gibi kapalı kutu olan Hindistan’ı kendine bir yardımcı kuvvet olarak görüyor.

Yaklaşık yüzyıl boyunca teknoloji ve sanayi konusunda bir türlü istediği atılımı gerçekleştiremeyen Türkiye, 5 yıllık süreç içinde Milli Savunma konusunda gerçekleştirdiği atılımla birçok devletin dikkatini üzerine çekmiş ve ürettiği Milli ve yerli ürünlerle adından söz ettirmiştir. Özellikle yerli otomobil konusunda uzun süredir çalışmalar yapan ve henüz ortaya bir çalışma çıkaramayan Türkiye, önümüzdeki dönemde teknoloji atılımıyla da dikkatleri üzerine çekmeyi planlıyor. Çin,İran ve Rusya ile anlaşmalar imzalayan, ürettiği Milli Savunma araçlarını Azerbaycan, Pakistan,Katar, Venezuela ve daha birçok ülkeye satışını yapan Türkiye, yeni dönemde teknoloji üretimi konusunda Çin’den sonra en çok ses getirecek devlet olmayı hedefliyor.

Türkiye önüne koyduğu hedeflere adım adım ilerlerken tüketime dayalı toplumu sebebiyle Dünyada yaşanan ekonomik buhrandan en çok etkilenen ülke olarak ön plana çıkıyor. Özellikle akıllı telefon, tablet ve TV kullanımı konusunda birçok gelişmiş ülkeyi dahi geride bırakıyor.

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir